ders çıkartılacak öyküler page 2
rehberliknet.com
Kasım 21, 2008, 10:03:02 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.















Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SİTEMİZLE AKTİF OLARAK İLGİLENECEK MODERATÖRLER ALINACAKTIR. İLGİLİLER rehberliknet@gmail.com MAİL ADRESİNDEN BİZE ULAŞABİLİR.
REHBERLiKNET.COM YÖNETİMİ
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Reklamlar
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
  Yazdır  
Gönderen Konu: ders çıkartılacak öyküler  (Okunma Sayısı 1752 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
extreme95
phpBB çavuş
***

Teşekkür Sayısı: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Nisan 19, 2006, 07:46:30 ÖS »


KÜÇÜK BİR YÜREK...

Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı:

"Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?"

"Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum."

Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda.

Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi?

Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti.

"Sana yardım edeyim mi?" dedi en sevimli halini takınarak.

Annesi manalı manalı baktı.

"Hayırdır. Bir yaramazlık filan. Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten."

Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır

"Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.

Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

"Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor."

"Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum."

Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun olduğumdan. Böyle yorgun yorgunken...

"Anneciğim sen yorulma diye..."

"Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz."

"Hani siz yoruluyorsunuz ya..."

"Eeee...."

"Ben de oynamaktan yoruluyorum."

"Ne yapayım?"

"Bilmem..."

Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.

Işıklar söndü birden.

Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

"Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamı.

Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki elini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı.

"bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı.

Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı.

Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti birden.

Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.

Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.

Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına

"Işin bitince beni sever misin anne?" dedi.

Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

EĞER BİR ÇOCUK AİLE İÇİNDE SEVGİ VE ARKADAŞLIK GÖRMÜŞSE
BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.


Eskiden kitap okumak için, spor yapmak için bahanemizdi vakit ayıramamak.. şimdi insanlar sevdikleri için vakit ayıramaz hale gelmişler..
En güzel sevgiler sizlerin olsun...

 
alıntıdır..
Logged
extreme95
phpBB çavuş
***

Teşekkür Sayısı: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Nisan 19, 2006, 07:48:17 ÖS »

Yukarıdaki hikayeler çok duygusaldı buda biraz komik olsun istedim,



anneler bılır

--------------------------------------------------------------------------------

MEHMET İLE HANDAN
Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet
ederler. Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev
arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup,
olmadığını merak eder.
Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız,
ötesi yok. Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba
kasesini bulamıyorum. Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.
Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da
demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba
kasesi kayıp. Sevgiler oğlun Mehmet.
Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun
da demiyorum.
Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Sevgilerle annen... )


alıntıdır.
Logged
extreme95
phpBB çavuş
***

Teşekkür Sayısı: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Nisan 19, 2006, 07:50:26 ÖS »

Paylaşmanın Yüceliği

Erkek kardeşlerin ikisi de babalarından kalma çiftlikte çalışırlardı. Kardeşlerden biri evliydi ve çok çocuğu vardı. Diğeri ise bekârdı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi.

Günün birinde bekâr kardeş kendi kendine: "Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil" dedi, "Ben yalnızım ve pek fazla gereksinimim yok"

Böylelikle, her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başladı.

Bu arada evli olan kardeş, kendi kendine: "Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil. Ben evliyim, bir eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler.Oysa kardeşimin kimsesi yok, yaşlandığı zaman hiç kimsesi yok bakacak" diyordu.

Böylece evli olan kardeş her gece evinden çıkıp,bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı.

İki kardeş yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar, çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu.

Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken çarpışıverdiler. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.

Hayattaki en yüce mutluluk, sevildiğimize inanmaktır........
Her zaman paylaşmayı bilelim..
 
alıntıdır.
Logged
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Hosting Hizmetleri Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks